Reşat ATEŞ
- 16 Ağu 2026
- 48 kez okundu
ÖLÜME GİDEN YOL III.
Tanrının yeryüzünde braktığı cennet bahçesini buldum!
Envayi çeşit çiçek renga renk, papatyasından tut lavantasına küçük bir toprak parçasında yer bulmuş kendine kök salacak huzurla dolu ve üzücü,
Bu kadarcık toprakta bile kendine yer bulabilen otlar varken. Biz insanlar dünyanın tamamına sığamıyoruz. Öyle ki uzaya dahi göz koymuşuz ayak bastığımız dünyaya öyle ki sığmıyoruz.
Bir de bu insanlar birilerini kalbine sığdırmaya çalışıyor. Traji komik bi durum dünyaya sığmayanı küçük kalbine sığdıracak gibi...
Her neyse bildiğiniz üzre ben bura bunun için gelmedim damarlarım yoluyla vücudumun her zerresini çepe çevre dolaşan can suyumu akıtmaya geldim bu çiçeklerin köküne böylelikle ölürken can suyu bu çiçekleri besleyerek bi amaca ulaşacak bedenim de öyle çürümicek boşu boşuna. Bedenimden de yararlanabilecekler.
Bende tanrıya ulaştığımda ölümümün boşuna gitmediğini kanıtlamış olacağım.
Bileklerimdeki damarlarımı kesebilmek için traş bıçağımdaki bıçağı çıkardım sanırım bu işimi görecektir, fakat karar veremedim sağlak olduğum için önce solu kesersem sol elimle sağı kesemeyebilirim bu yüzden önce sağ bileğimi kesecem sonra sol....
Evet sanırım oldu güneş tam zamanında doğuyor ışığı alnıma deydi zamanla gözlerimide kamaştıracak bi yerleden pas tadı geliyor ağzıma sanırım kanımdaki demirden kaynaklı bu tad...
Gözlerim yawaş yawaş ağırlaşmaya başladı. Güneşin daha hızlı yükselmesi gerekecek....