Reşat ATEŞ
Kose Yazisi

Reşat ATEŞ

ÖLÜME GİDEN YOL II.

Yüksek mi yüksek bi yer gördüm oraya gittim. Aşağısını bir görseniz! Siz nerden göreceksiniz ki, durun anlatayım.

kenarında durup aşağı baktığınız da küçücük ağaçlar göreceksiniz tam karşısı ufuk çizgisidir. Hiçbirşeyin olmadığı. O insan yavruları dahil kimsenin olmadığı bir yer! 

Öyleki bulutlar yorulduklarından daha yükselemediği bir uçurum. Kartalların Dahi erişemeyeceği bir yükseklik. Neyseki ben eriştim kararlıyım intihar edecem bu defa buna mani olacak kimseler yok.

Bir süre saluklanmam gerekti yetiştiğimde, temiz havayı ciğerlerime çektim ki böylesini birdaha hiç bir yerde bulamayacağım zaten. Bulabilsem dahi öleceğim için aynı eylemi gerçekleştirmem imkansız.

Rüzgarın uğultusunu duyuyormusunuz?

A tabi şöyle söyliym farid'in kemanından daha huzurlu.

Bakın güneşin doğuşu şimdi tam sırası aşağı inmenin o yükselirken benim düşmem gerekiyor.

Tabi biraz izledikten sonra atlamaya karar verdim.

Zira öyle bi ışık saçıyor ki bedenimi değil de ruhumu aydınlatıyor. Gözlerimi kapatıp ruhumu dinlendireyim hemen ardından aşağıdayım.

Biraz zaman lazım gözlerimi açmam için..........

Ve bilin bakalım noldu huzurla kapadığım gözlerimi açtığımda gün çoktan doğmuş 

erişemez dediğim kartal tepemde dolanıyor.

Bulutları söylemek dahi istemiyorum.

Ciğerlerime çektiğim temiz dediğim nefesin yerini

ölememenin verdiği huzursuzluk doldurmuş.

Bende biliyorum basit bi şekilde ölmeyi fakat böyle önemli şeylerin önemli yada görkemli bir ölümü olmalı haksızmıyım? 

Düşünsene sebepsizce ve zamansız bir ölüm ne kadar da alçakca olur...