Serkan Payam
- 27 Ağu 2026
- 31 kez okundu
Bir İpe Asılan Gaziantep
Gaziantep’te yazın geldiğini anlamak için artık takvime bakmaya gerek yok. Bir sokağa girersiniz; balkonlarda, damlarda, pencere önlerinde dizilmiş patlıcanları, biberleri görürsünüz. İşte o zaman anlarsınız… Gaziantep’te yaz başlamıştır.
Kurutmalık sadece bir yiyecek hazırlığı değildir bu şehirde. Bir kültürdür, bir alışkanlıktır, aileden aileye aktarılan bir mirastır.
Ama insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:
Bu gelenek, bundan 20-30 yıl sonra da aynı şekilde devam edecek mi?
Bir ipte sadece patlıcan ve biber yok
Bugün bir evin balkonunda kuruyan patlıcanlara baktığımızda aslında çok daha büyük bir hikâye görüyoruz.
Saatlerce sebze ayıklayan anneler, biberleri ipe dizen büyükanneler, yardım etmek için yanlarına oturan çocuklar…
Bir tarafta sohbet, diğer tarafta emek.
Eskiden bu hazırlıklar mahallede adeta ortak bir etkinlik gibiydi. Bir evde başlayan hazırlık, kısa sürede komşunun da kapısını çalardı.
“Biberleri dizdin mi?”
“Patlıcanları ne zaman asacaksın?”
Bu sorular, bugün bize sıradan gelebilir.
Ama aslında bunlar Gaziantep’in komşuluk kültürünün de bir parçasıydı.
Şehir değişiyor, alışkanlıklarımız da değişiyor
Gaziantep büyüyor.
Yeni binalar yükseliyor, mahalleler değişiyor, apartman hayatı yaygınlaşıyor.
Eskiden geniş avlularda, damlarda yapılan birçok hazırlık artık küçük balkonlara sığdırılmaya çalışılıyor.
Hatta bazı evlerde kurutmalık hazırlamak için gerekli alan bile kalmadı.
Bir başka gerçek daha var:
Hayat hızlandı.
Çalışan insan sayısı arttı. Hazır ürünlere ulaşmak kolaylaştı. Marketlerde neredeyse her şeyin hazırı bulunuyor.
Dolayısıyla genç neslin bir kısmı, kurutmalık hazırlamanın zahmetini eskisi kadar doğal karşılamıyor.
Ve burada asıl mesele patlıcan değil.
Mesele, bir kültürün yavaş yavaş günlük hayatımızdan çekilmesi.
Bir gelenek kaybolursa ne kaybederiz?
Belki bundan 30 yıl sonra da market raflarında kurutulmuş patlıcan olacak.
Belki daha güzel ambalajlarda, daha profesyonel şekilde satılacak.
Ama büyükannemizin evinde hazırladığı kurutmalığın yerini tutacak mı?
Bilmiyorum.
Çünkü bazı şeylerin değeri sadece tadında değildir.
Onun hazırlanışında, paylaşılmasında ve hatırasında saklıdır.
Bir çocuğun annesinin yanında oturup biber dizmesi…
Bir büyükannenin “Böyle dizersen daha güzel kurur” diye tarif vermesi…
Komşunun elindeki ipe yardım etmek için kapıyı çalması…
Bunlar bir tarif kitabında yazmaz.
Bunlar yaşanarak öğrenilir.
Belki de bize düşen sadece tüketmek değil, aktarmak
Gaziantep gastronomisiyle övünen bir şehir.
Baklavamızdan kebabımıza, yuvalamadan katmerimize kadar pek çok değerimizi dünyaya anlatıyoruz.
Ama gastronomi sadece restoranlarda yaşatılmaz.
Evlerin mutfağında da yaşar.
Bu nedenle kurutmalık kültürünü de yalnızca “eski bir gelenek” olarak görmemeliyiz.
Çocuklarımıza göstermeli, gençlerimize öğretmeli, hikâyesini anlatmalıyız.
Çünkü kültür, onu yaşatan insanlar olduğu sürece vardır.
Bugün bir balkonda ipe dizilmiş patlıcanları gördüğümüzde belki de sadece kış hazırlığını görmemeliyiz.
Orada Gaziantep’in geçmişini görmeliyiz.
Mahalle kültürünü, aileyi, emeği ve paylaşmayı görmeliyiz.
Çünkü gün gelir…
Balkonlarımız modernleşir, binalarımız yükselir, hayatımız hızlanır.
Ama bazı geleneklerimizi kaybettiğimizde, aslında sadece bir yiyeceği değil, kendimizden bir parçayı kaybetmiş oluruz.
O yüzden bu yaz Gaziantep’te bir kurutmalık ipine baktığınızda biraz daha dikkatli bakın.
Belki de o ipte sadece patlıcan ve biber değil…
Bir şehrin hafızası asılıdır.